EFSANELER YAŞAR MI ÖLÜR MÜ 
GEL DE GÖREy dostum, doğruluğum yıkıldı benim!Güneş ve aslan birleşti de yerle bir olup da, sürgün etti beni…Küçücük bir dostun sözüne güvendim ben,Kocaman bir düşmanın ise yanlışına göz yumdum,çaresiz…Şimdi dudaklarım kirli bir beyaz;Ne gece ne de gündüz yakın banaHepsi yolcu yoluma.Nasıl hissedeyim kendimi bilemedim,Hissiyatım alabora edilmişken?Kimdi onlar,Arkamı döndükçe uzaklaştığım?Birileri orada ölümlere pusu kurmuş ,bekliyordu…Ağlasam da içim yaklaşır mı, oraya bilemiyorum?Bildiğim gerçekler niçin daima yarı ölü-yarı canlı yaşamakta?..Ve özgür ve de öksüz bırakılmakta,bilemiyorum…Ben bir gürcüyüm dostum ,soyuma karışmış tek gerçeklik bu…Ne bir kraliçenin soyu,ne de bir sultanın bilmem kaçıncı eşi,ya da bilmem ki ,kimin dostu.Bilmek her şeyi bilinmeyenlere gidip ,o günü olduğu gibi,yaşayabilir mi,hiç?Ey dostumun da dostu!Uzak kalma sen de bu bahara,bu sürgünler çocukluktan kalma.Ancak birleşmez ama ayrılamazlarda…"Efsanelere inanılmaz" derler ya,sakın onlara aldırma sen ey dostum!Çünkü insanın bir şeylere inanmaya ihtiyacı vardır…Dünü bugüne taşımış bir gerçek daima yargılanır ve yalanlanır!..Hem,biliyor musun?Bizler ne zaman gerçek bir sevgiyi tanısak-tanıştırılsakondan bizi alıkoymak için elleri siyah günleri toplar da “öcü geldi” diye, bizi kandırırlar!Onlara sakın inanma!Onlar aldatmayı daima maharet sayarlar!Her ölüm aydınlık olsaydı eğer,her yaşayışta apaydın kalırdı,bunu da sakın unutma!..Ah dostum! İnsan olmak ne zor şeymiş,bilirsin sen de?Bilmediğimiz ise doğumla ölümün arasında kalmış tek bir parçanın yaşamış mı,ölmüş mü, olduğudur.Biz yine de bekliyoruz; böyle masum bir soru ve cevap doğar belki bir gün,Ne dersin dostum,doğar mı,yoksa hep mi,ölüydü?Meral Meri

EFSANELER YAŞAR MI ÖLÜR MÜ 

GEL DE GÖR

Ey dostum, doğruluğum yıkıldı benim!
Güneş ve aslan birleşti de yerle bir olup da, sürgün etti beni…
Küçücük bir dostun sözüne güvendim ben,
Kocaman bir düşmanın ise yanlışına göz yumdum,çaresiz…
Şimdi dudaklarım kirli bir beyaz;
Ne gece ne de gündüz yakın bana
Hepsi yolcu yoluma.
Nasıl hissedeyim kendimi bilemedim,
Hissiyatım alabora edilmişken?
Kimdi onlar,
Arkamı döndükçe uzaklaştığım?
Birileri orada ölümlere pusu kurmuş ,bekliyordu…
Ağlasam da içim yaklaşır mı, oraya bilemiyorum?
Bildiğim gerçekler niçin daima yarı ölü-yarı canlı yaşamakta?..
Ve özgür ve de öksüz bırakılmakta,bilemiyorum…
Ben bir gürcüyüm dostum ,soyuma karışmış tek gerçeklik bu…
Ne bir kraliçenin soyu,ne de bir sultanın bilmem kaçıncı eşi,ya da bilmem ki ,kimin dostu.
Bilmek her şeyi bilinmeyenlere gidip ,o günü olduğu gibi,yaşayabilir mi,hiç?
Ey dostumun da dostu!
Uzak kalma sen de bu bahara,bu sürgünler çocukluktan kalma.
Ancak birleşmez ama ayrılamazlarda…
"Efsanelere inanılmaz" derler ya,sakın onlara aldırma sen ey dostum!
Çünkü insanın bir şeylere inanmaya ihtiyacı vardır…
Dünü bugüne taşımış bir gerçek daima yargılanır ve yalanlanır!..
Hem,biliyor musun?
Bizler ne zaman gerçek bir sevgiyi tanısak-tanıştırılsak
ondan bizi alıkoymak için elleri siyah günleri toplar da “öcü geldi” diye, bizi kandırırlar!
Onlara sakın inanma!
Onlar aldatmayı daima maharet sayarlar!
Her ölüm aydınlık olsaydı eğer,her yaşayışta apaydın kalırdı,bunu da sakın unutma!..
Ah dostum! 
İnsan olmak ne zor şeymiş,bilirsin sen de?
Bilmediğimiz ise doğumla ölümün arasında kalmış tek bir parçanın yaşamış mı,ölmüş mü, olduğudur.
Biz yine de bekliyoruz; böyle masum bir soru ve cevap doğar belki bir gün,
Ne dersin dostum,doğar mı,yoksa hep mi,ölüydü?

Meral Meri